Anne ve Bebek

 Kadınlar Neden Her Zaman Endişelidir?

 Kadınlar Neden Her Zaman Endişelidir?

“Acaba bir şey mi oldu?”, “Ya yanlış anladıysa?”, “Bunu söylesem kötü mü olur?”, “Gece geç kaldım, acaba başıma bir şey gelir mi?”

Kadınların zihninden geçen endişeli düşünceler bazen dışarıdan bakıldığında gereksiz bir kuruntu gibi görünebilir. Oysa çoğu zaman mesele “fazla düşünmek” değildir. Kadınların günlük hayatlarında karşılaştıkları riskler, toplumsal beklentiler ve üzerlerinde hissettikleri sorumluluklar, sürekli tetikte olmayı öğrenmelerine neden olabilir.

Her şeyden önce: Kadınlar gerçekten “her zaman” endişeli mi?

Hayır. Her kadın aynı değildir ve kadın olmak tek başına sürekli kaygılı olmak anlamına gelmez. Ancak kadınların belirli konularda erkeklerden farklı baskılar ve risklerle karşılaşabildiği doğru.

Bir kadın gece eve dönerken arkasındaki kişinin kendisini takip edip etmediğini düşünebilir. Bir mesajın tonunu tekrar tekrar analiz edebilir. İş yerinde yaptığı bir hatanın kariyerini etkileyip etkilemeyeceğini düşünebilir. İlişkilerinde karşı tarafın davranışındaki küçük bir değişikliği fark edip “Bir şey mi oldu?” diye kendini sorgulayabilir.

Bu düşüncelerin tamamı kişisel bir karakter özelliğinden kaynaklanmaz. Bazen hayatın kendisi insanı dikkatli olmaya öğretir.

Kadınlara küçük yaşlardan itibaren “dikkatli ol” denir

Birçok kız çocuğu büyürken erkek çocuklarından farklı uyarılarla karşılaşır:

“Geç kalma.”

“Tek başına gitme.”

“Yabancılarla konuşma.”

“Eteğine dikkat et.”

“Telefonun şarjı olsun.”

“Eve varınca haber ver.”

Bu cümlelerin amacı çoğu zaman korumaktır. Fakat yıllar boyunca tekrarlandığında bir davranış biçimine dönüşebilir: Dünyayı sürekli riskleri hesaplayarak yaşamak.

Böylece kadın yalnızca başına kötü bir şey geldiğinde değil, kötü bir şey gelme ihtimalinde bile tetikte olabilir.

Bir de “her şeyi düşünme” yükü var

Kadınların endişesi yalnızca güvenlikle ilgili değildir.

Evde yapılacaklar, iş, ilişkiler, aile, arkadaşlıklar, çocuklar, gelecek, maddi konular, dış görünüş, sağlık ve sosyal ilişkiler…

Üstelik çoğu zaman yalnızca kendi yaptıklarından değil, çevresindeki insanların ihtiyaçlarından da sorumlu hissedebilirler.

“Bunu ben mi halletmeliyim?”

“Onu kırdım mı?”

“Yeterince ilgileniyor muyum?”

“İşimde yeterince başarılı mıyım?”

“İyi bir arkadaş mıyım?”

“İyi bir eş miyim?”

Bu soruların sürekli zihinde dönmesi, insanı yorabilir.

Kadınlardan aynı anda birçok şey olmaları bekleniyor

Modern kadın ilginç bir çelişkinin içinde yaşıyor.

Güçlü olması bekleniyor ama fazla sert olmaması gerekiyor.

Başarılı olması bekleniyor ama bunu çok fazla belli ederse “hırslı” bulunabiliyor.

Bakımlı olması bekleniyor ama görünüşüne fazla önem verirse eleştirilebiliyor.

Anne olması bekleniyor ama kariyerinden vazgeçmesi beklenmiyor.

Kendi ayakları üzerinde durması bekleniyor ama ilişkilerinde fedakâr olması da bekleniyor.

Bu kadar çok beklentinin arasında insanın zaman zaman “Yeterli miyim?” diye düşünmesi şaşırtıcı değil.

Bazen endişe, kontrol edemediğimiz şeyleri kontrol etme çabasıdır

Endişeli zihin sürekli geleceği tahmin etmeye çalışır.

“Ya böyle olursa?”

“Peki ya sonra?”

“Bunu yaparsam ne olur?”

“Şunu söylersem yanlış anlaşılır mıyım?”

Zihin aslında kişiyi korumaya çalışır. Olası sorunları önceden fark edip çözmek ister.

Fakat bir noktadan sonra bu mekanizma kişiyi korumaktan çok yorabilir. Çünkü hayatın bütün ihtimallerini önceden hesaplamak mümkün değildir.

Belki de asıl soru şu

“Kadınlar neden bu kadar endişeli?”

sorusunun yanında şunu da sormak gerekiyor:

“Kadınların kendilerini güvende, yeterli ve rahat hissetmeleri için neden bu kadar çok şeyi önceden düşünmeleri gerekiyor?”

Belki de bazı endişeler bireysel değil, toplumsaldır.

Bir kadının gece eve dönerken anahtarını elinde sıkıca tutması yalnızca “fazla kaygılı” olduğu için değildir.

Bir kadının attığı mesajı beş kez okuyup “Acaba yanlış mı anlaşıldım?” diye düşünmesi yalnızca kişiliğinden kaynaklanmayabilir.

Bir kadının kariyerinde hata yapmaktan korkması yalnızca mükemmeliyetçilik olmayabilir.

Bazen endişe, yıllar boyunca öğrenilmiş bir savunma biçimidir.

Ama öğrenilmiş olması, sonsuza kadar taşınması gerektiği anlamına gelmez.

Kadınların her şeyi düşünmek, herkesi memnun etmek ve her ihtimali kontrol etmek zorunda olmadığı bir hayat mümkün.

Çünkü bazen yapılması gereken şey daha fazla düşünmek değil, bir an durup nefes almaktır.

Ve belki de kendimize şu soruyu sormaktır:

“Gerçekten bir sorun mu var, yoksa ben yalnızca her ihtimale karşı hazırlanmaya mı çalışıyorum?”

Bu sorunun cevabı her şeyi çözmeyebilir.

Ama bazen zihnimizdeki gürültüyü biraz olsun azaltabilir.

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir